Hayata Bakışım

Burada sezgisel olarak doğru olduğuna inandığım ve birçoğunu bizzat deneyimlediğim gerçeklerden ve bunların ışığında hayatı nasıl gördüğümden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, hepimiz çevreyi farklı algılarız. İnançlarımız, yani gerçek olarak kabul ettiğimiz ve içselleştirdiğimiz düşünceler ışığında algılarımız filtrelenir. Bu nedenle her bir bireyin gerçekliği kendine özgüdür.

İçtenlikle söyleyebilirim ki, asırlarca sokulduğumuz kalıplardan çok daha fazlasıyız. Aklımıza gelen her şeyi gerçekleştirebilecek gücümüz olduğunu düşünüyorum. Her şeyi derken kelimenin tam anlamıyla her şeyi kastediyorum. Sadece nasıl yapacağımızın bilgisine ulaşmamız gerekiyor o kadar. Derinlerde zaten sahip olduğumuz bilgiye…

Zihnimin sınırları her geçen gün daha da genişliyor ve bunun karşılığını da yepyeni, bir çok insanın “Yok artık,” hatta “İmkansız,” diyebileceği deneyimlerle alıyorum. Örneğin Thetahealing sayesinde otuz saniyede bilinçaltındaki bir inanç kalıbını yenisiyle değiştirebiliyorum. Ya da kilometrelerce öteden bir insanı görebiliyor, duygusal durumunu hissedebiliyorum.

İmkansız diye bir şeyin olmadığını anladığımda önümde açılan koskoca bir kapının beni çağırdığını fark ettim. Sadece cesaret edip atmam gerekiyordu; o kadar. Bu cesareti, bir şeylerin yanlış gittiğini ve çok daha fazlası olduğunu hissedip dönüşümle ilgili cesareti gösteren herkesin olağanüstü sonuçlara ulaşacağına inanıyorum.

Benim için dil, din, ırk, cinsiyet; kısacası hiçbir insan arasında hiçbir ayrım yok. Hepimiz var oluyoruz ve hepimiz birbirimize bağlıyız. Bu nedenle bir insana kızmayı kendine kızmak, bir insanı yargılamayı kendini yargılamak olarak görüyorum. Öfke, korku, kırgınlık gibi negatif kavramlara benim hayatımda yer yok. Emin olun onlar olmadan hayat çok daha güzel.

Beklentiler üzerine kurulu ilişkileri gördükçe “Umarım en kısa zamanda fark ederler,” diye düşünüyorum içimden. Ken Keyes’in Yüksek Bilinç Kılavuzu adlı kitabında söylediği gibi, kendimizi sonuçlardan özgürleştiğimizde gerçekten mutluluğu deneyimleyebiliriz. Arzu etmekte, istemekte hiçbir sakınca yoktur. Tabii ki bunu yapmalı, hedeflerimize doğru ilerlemeliyiz. Ancak sonuçlara bağımlı olduğumuz sürece salt mutluluğu deneyimlemek neredeyse imkansızlaşır. İşler istediğimiz gibi gitmediğinde mutsuzluğa mahkum oluruz. Yaşadığımız her şeye bizi ileriye götüren deneyimler olarak bakmalıyız. Bugün yaşadıklarımız hoşumuza gitmese de, aslında büyük planda bizim iyiliğimiz için, bizi ileriye taşımak olduklarını bilmeliyiz. Ben böyle düşünüyorum.

Kaderimiz bizim elimizde ve bilinçaltımız hayatımızı yaratırken seyirci kalmaktan vazgeçmek gerekiyor. Ben bunu yaptığımda hayatım kökten değişti ve herkesin bunu başarabileceğine derinden inanıyorum. Dikkat edin, ağzından hastalığı düşürmeyen insanlar hep hastadır; ya da sürekli şikayet eden insanlar sürekli şikayet edecekleri durumlar yaşarlar. Aslında bu kadar basit. Radyo frekansını -ki aynı zamanda bedenimizin titreşim hızı anlamına geliyor- doğru kanala ayarladığınızda yaşadığınız kötü deneyimler silinip gidecek ve hayatınızın kontrolünü elinize alacaksınız.

Yaratılmış her şey benim için değerli; çünkü ben de onların bir parçasıyım. Çevremdeki herkesi koşulsuz sevmeye çalışıyorum. Benim için o öyledir, bu böyledir gibi etiketler yok. Bizler özümüzde ışık varlıklarız ve herkes bu dünyadaki tekamül yolculuğunda kendi deneyimini yaşıyor. Doğru ve yanlışın doğası aynıdır. Sadece aralarındaki derece farklıdır. Örneğin birine göre doğru olan diğerine göre çok yanlış olabilir. İnançlarımız üzerinden kıyaslama yaparak neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyleriz. Bu nedenle her insanın var oluş tercihlerine, her ne kadar hoşumuza gitmese de saygı duymalıyız. En nihayetinde hepimizin varacağı nokta koşulsuz sevgi ve birlik olacak. Buna gönülden inanıyorum.

Tekamül ve şifacılık yolculuğumda ilerlerken her ruha kendi yolculuklarında sonsuz başarılar diliyorum. Hayat çok güzel ve sınırları hızla kaldırmalı, evrenin en yüksek titreşimi olan koşulsuz sevgiyi insanlık olarak deneyimlemeliyiz. Bunu yapabilmek için de kendimizden başlamalıyız. Mahatma Gandhi’nin dediği gibi ” Dünyayı değiştirmek istiyorsan ilk önce kendinden başla.” 

Yorum bırakın