Thetahealing’i Tanımak

Thetahealing hem bir sezgisel bir şifa tekniği, hem de bundan çok daha fazlasıdır. Sezgisel bir Amerikalı kadın olan Vianna Stibal tarafından kurulmuş olan disiplin yaklaşık yirmi beş yıllık geçmişe sahiptir ve halen gelişmektedir. Bizlere hem özümüz ile ilgili bir içgörü kazandırmakta, hem de gerçek potansiyelimizi açığa çıkartmamıza yardımcı olmaktadır.

Thetahealing tekniği, adından da anlaşılabileceği gibi teta beyin dalgalarına odaklanmaktadır. İnsanlar günlük yaşamlarında yoğun olarak beta beyin dalgalarını kullanmaktadır. Bilinçli hal olarak tanımlayabileceğimiz beta beyin dalgalarından daha düşük frekansa sahip alfa beyin dalgaları çocukların doğal halleri olmakla birlikte, yetişkinler ne yazık ki alfa beyin dalgalarını pek kullanmamaktadır. Alfa için ayrıca uyku-uyanıklık arası hal, meditasyon sırasındaki huzur hali olduğunu söyleyebiliriz.

Alfa ve beta ayrımına başka bir açıdan baktığımızda ise, stresle bağlantılı olan sempatik ve parasempatik sinir sistemi aktivitelerini örnek olarak verebiliriz. Beta sırasında sempatik sinir sistemi çok yoğun işlev gösterir ve stresi aktif olarak deneyimleriz. Ancak alfa beyin dalgaları aktifken parasempatik sinir sistemi çalışır ve yaşanan stres dışı hal ya da huzur hali sayesinde bedenin iyileşmesi mümkün olur. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için “Basitçe Stresi Anlamak” adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Teta beyin dalgaları ise alfadan daha düşük frekansa sahiptir. Tetayı uykuda rüya gördüğümüz hal olarak da tanımlayabiliriz. Ancak daha da önemlisi teta sırasında bilinç neredeyse tamamen devre dışı kalır ve bilinçaltına erişimin kapıları açılır. Derin meditasyon halinde de teta dalgaları aktive olmaktadır.

Thetahealing’e geri dönersek, tekniğin kullanımı, disipline özel bir meditasyon ile teta beyin dalgalarına geçmek ve böylece bilinçaltına ulaşmak üzerinedir. Bir çeşit odaklanmış dua uygulaması da diyebiliriz. Şimdi bu konuyu biraz açalım.

Bizler Yaratan’ın özelliklerine sahibiz; çünkü onun çocuklarıyız. Aslında her gün, her dakika hayatımızı, geleceğimizi yaratırız. Bunu yapan ise bilinçaltıdır. Bir şeye niyet etmek, onu yaratmanın ilk aşamasıdır. Ancak bu niyet hissedilmediğinde, ona inanılmadığında yaratım gerçekleşmez. Niyet eden zihin, yaratan ise kalptir diyebiliriz.

Bu noktada kuantum fiziğinden örnek vermek istiyorum. Işık hem dalgadır, hem de parçacıktır. Yani hem enerji, hem de maddedir. Gözlemcinin etkisi dediğimiz kavram ise enerjiyi maddeye çeviren etkidir. Fotonlar gözlemlendiklerinde dalga formundan parçacık formuna, yani madde formuna geçerler. Az önce bahsettiğimiz konuyla ne kadar yakın bir ilişki olduğunu fark ediyorsunuz değil mi? Niyet enerji formudur; ancak devreye inanç ve his girdiğinde madde formuna geçiş gerçekleşir.

Thetahealing uygulayıcısı her şeyi yaratan enerjiyle bağ kurar. Aslında bu bağa yaratılmış her şey sahiptir, ancak pratikle bu bağın daha güçlü bir şekilde farkına varır ve doğuştan hakkımız olan yeteneklerimizi kullanabiliriz. Saf bilince sahip bu enerjiye ne isim verdiğimizin bir önemi yoktur. Allah, Tanrı, Buda, İsa, ne dersek diyelim o vardır ve her anımızda bizlerledir. Bu bakımdan Thetahealing bir din değildir ve dinlerle hiçbir problemi yoktur.

Thetahealing şifası sırasında uygulayıcı Var Olan Her Şeyin Yaratıcısı‘nın seviyesi olan Yedinci Seviye‘ye çıkar ve ondan talep eder. Talep etme, az önceki konuya geri dönersek niyettir. Ardından uygulayıcı, Yaratıcı’nın yaptığı şifaya tanık olur. Şifa bitene kadar gözlemler. İşte bu da gözlemcinin etkisi ve niyetin yaratıma dönüşmesi aşamasıdır.

Dünyada altı yüz binden fazla kayıtlı uygulayıcısı olan disiplin sayesinde birçok mucizevi tedavi gerçekleşmiştir.

Ayrıca Thetahealing, diğer şifa disiplinlerine de saygıyla yaklaşır. Modern tıpla hiçbir sorunu yoktur. Bilim her geçen gün ilerlemekte ve yeni tedavi yöntemleri keşfedilmektedir. Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Hastaların doktorların ağzından çıkan her kelimeyi mutlak doğru olarak kabul etmesi garip bir durumdur. Doktor da en nihayetinde insandır ve kendi sınırları, yani modern tıbbın ona çizdiği sınırlar içinde hareket etmektedir. Örneğin bir doktorun ağzından “Üç aylık ömrünüz var,” gibi bir söylem çıkıyorsa, bu aslında “Modern tıbbın hastalığınızı tedavi etmesi mümkün değildir,” demektir.

Thetahealing, hastalıkları bilinçaltındaki kök inançların yarattığına inanır. Buna bilgisayar konsepti üzerinden yaklaştığımızda “İnanç programları,” bizim gerçekliğimizi yaratır. Hatırlayın, yaratım için niyete inanmak gerekiyordu. Burada aklınıza “Peki ben niye bir hastalık yaratmaya niyet edeyim?” sorusu gelebilir. Tabii ki etmezsiniz. Sadece faydaya niyet edersiniz. Örneğin eşinizle ilişkiniz kötü olabilir ve onu düzeltmek istiyor olabilirsiniz. Eğer bilinçaltınızda “Hasta olursam eşim bana ilgi gösterir,” inanç programı varsa, bir hastalık yaratmanız pek muhtemeldir.

Böylece kök inanç tespit edilip Thetahealing uygulayıcısı tarafından yeni, olumlu olanıyla değiştirildiğinde tedavinin çok büyük bir kısmı tamamlanmış olur. Bu aşamadan sonra danışan bütün şifayı almaya hazırdır ve hangi hastalık olursa olsun iyileşme mümkündür.

Ayrıca bir Thetahealing uygulacısı için mesafe sınırı yoktur. Bütün işlemler hem yüz yüze, hem de danışan nerede olursa olsun, kilometrelerce uzaktan gerçekleştirilebilir. Burada kuantum fiziğinin kuantum mekansızlık ve kuantum dolanıklığı konuları devreye girer. Başka bir ifade ile uzaktan şifa bilimsel olarak da açıklanabilmektedir.

Thetahealing uygulamaları, okuma yapmak (danışana bağlanıp hastalığının neden kaynaklandığını görmek) ve sevgi göndermek (evrenin en yüksek titreşimli enerjisi koşulsuz sevgidir ve yedinci seviyenin enerjisidir) dışında danışanın iznine tabidir. Çünkü özgür irade yasası evrenin bükülemeyen tek yasasıdır ve her birey kendi özgür iradesine sahiptir. Bu nedenle her inanç yüklemesi ya da her şifa çalışması öncesinde danışanın sözlü iznini almak esastır.

Başta da bahsettiğim gibi Thetahealing’in konusu sadece şifa değildir. Buna birkaç örnek vermek gerekirse, “Ataların ruhlarına bağlanmak,” “Ruh eşleri,” “Zamanı bükmek,” “Negatif varlıkları yaratıcı ışığa göndermek,” gibi konuları örnek olarak gösterebiliriz.

Kısaca Thetahealing, yazının başında da söylediğim gibi hem bir şifa disiplini, hem de çok daha fazlasıdır.

Yorum bırakın