Mutluluk Türk Dil Kurumu‘nda “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik,” şeklinde tanımlanmaktadır. Ancak Vikipedi mutluluğun tanımı hakkında “Şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır,” der.
Hadi biz Türk Dil Kurumu’nun yaptığı tanım üzerinden gidelim. Sizce bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşmak mümkün müdür? Sanırım bu yaklaşımın gerçekçi olmadığı konusunda hepimiz hemfikir olabiliriz. Peki özlemlerimize ulaşmak mutluluk yaratıyorsa, tam tersi de bizi mutsuz etmez mi? Aslında bu tanım insanları mutsuzluğa mahkum etmekten başka bir şey değildir. Mutluluğun sürekliliği, bu tanım üzerinden baktığımızda ne yazık ki tek kelimeyle imkansızdır.
İnsanoğlu arzuları, istekleri, tutkuları olan bir canlı türüdür. Şu anda bu yazıyı okuyan sen; diğer herkes gibi hayatında birçok şeyin gerçekleşmesini istiyorsun; ki bundan daha doğal bir şey yoktur. Çünkü böyle olmak doğamızda vardır. Büyük ya da küçük, kendimize sürekli hedefler koyarız ve onlara ulaşmaya çalışırız. İsteriz, arzu ederiz; ki dediğim gibi bu durum tamamen doğaldır ve hiçbir sakıncası yoktur.
Peki o zaman neden insanların büyük çoğunluğu hayatlarının genelini mutsuz geçiriyor?
Burada üç düşük bilinç seviyesinden bahsetmem gerekiyor. Bunlardan birincisi Güvenlik Bilinç Seviyesidir. Bu seviyeden hayata bakan insan sürekli güvenliği merkezler. Fiziksel, ekonomik, güvenlikle ilgili aklınıza ne gelirse bu seviyededir ve kişi sadece kendini güvende hissettiğinde mutludur. Oysa ki sürekli güvenliğinizden endişe hali içindeyseniz, bu mutlaka endişelenecek bir şeyler olacak anlamına gelmektedir. En düşük bilinç seviyesi olmakla birlikte, insanın enerjisini en çok tüketen seviye de budur.
İkinci seviye ise Duyum Bilinç Seviyesidir. Burada kişi merkezine duyumu alır. Yani kişi, hayatındaki insanları ve durumları kendisine güzel duyumlar yaşatacak şekilde düzenleyebilirse mutlu olacağına inanır. Mutluluğu sekste, uyuşturucuda, alkolde, ne türden olursa olsun her türlü bağımlılıkta arayan insanlar bu guruba girer. Güvenlik’te olduğu gibi Duyum Bilinç Seviyesi’ne de sürekli bir eksiklik hissi eşlik etmektedir.
Üçüncü ve düşük bilinç düzeylerinin sonuncusu ise Güç Bilinç Seviyesidir. Burada kişi merkezine gücü alır ve insanlarla durumlara hükmetmeye çalışır. Servet, iktidar hırsı, hiyerarşide yükselerek güç elde edeceğine inanç bu seviyenin mutluluk arayışına örnek olarak verilebilir. Örneğin kişi “Çok param olursa mutlu olurum,” ya da “İşimde yükselirsem mutlu olurum,” gibi aslında sonu olmayan bir arayışın içine girer.
Düşük bilinçle yaşamaya alışmış insanlar aslında yukarıda bahsedilen bu üç seviye arasında sürekli gidip gelirler. Ancak bunlardan bir tanesini diğerlerine baskın olarak yaşarlar.
Farkındaysanız bu anlatılan bilinç düzeylerinin içerikleri sürekli bir arayış, kendi kuyruğunu ısıran yılan misali kısır ve tüketici bir döngüyü temsil eder. Peki kendimizi bu döngüden nasıl kurtarıp mutlu oluruz.
Mutluluğun sırrı kendimizi sonuçlardan bağımsız kılmak, bir anlamda özgürleştirmektir. Bir çoğumuz güzel bir arabaya sahip olmak, belki bir ev sahibi olmak, bizi anlayan ve değer veren bir eşe sahip olmak isteyebiliriz. Tahmin edebileceğiniz gibi örnekler çoğaltılabilir. Bunların hiçbirinde sakınca yoktur. Ancak bütün bunları bizi mutlu edeceğine inanıp istersek, o zaman sonuçla bağlanmış oluruz. Yani isteklerimiz gerçekleşmediğinde kaçınılmaz olarak başarısızlık hissini “mutsuzluk” takip edecektir.
İsteklerimizin sonuçlarından bağımsız olmak ne demek?
Bunu önce bir örnekle açıklayıp sonra da altında yatan temeli sizlere anlatacağım. Örneğin yukarıda da bahsettiğim gibi, çoğumuz bir araba sahibi olmak isteyebiliriz. İşin püf noktası, o araba ve mutluluğumuz üzerinden bağ kurmamaktır. Yani araba sahibi olmak isteyip, bunun için çalışabiliriz. Ancak eğer geçekleşmezse bizi etkilememeli, yolumuza devam edebilmeliyiz.
Şimdi bunun nasıl başarılabileceğine, temellerine kısaca bakalım. Aslında her şey olayları ya da durumları nasıl gördüğünüzle ilişkilidir; ki burada yukarıda bahsedilen bilinç seviyeleri devreye girer. Biz çevremizi nasıl algılıyorsak o öyledir. Dünyayı korkunç bir yer olarak algılıyorsak bizim için öyle olacaktır. Dünyayı bir cennet olarak algılayan başka biriyle aynı zaman dilimini, aynı mekanı paylaşıyor olsak bile, onunla gerçekliklerimiz farklı olacaktır. Algılayış biçimimizi değiştirmek için de öncelikle inançlarımızı değiştirmeliyiz. Bu konuda detaylı bilgi için “Her şeyin başı inanmak” adlı yazımı okuyabilirsiniz.
Mutluluğu bir şeylere sahip olmak üzerinden kurgulamak yerine, sahip olduklarımız üzerinden kurguladığımızda da sonuçtan bağımsızlaşabiliriz. Örneğin bu yazıyı okuyan kaç kişi en son başını koyduğu ve onu rahat hissettiren yastığı için teşekkür etti? Ya da sıcak akan ve konforlu bir şekilde temizlenmesini sağlayan, duştan akan su için teşekkür etti? Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? O kadar çok insan ellerinde ne kadar önemli değerlerin olduğunun farkında değil ki… Ancak onları kaybettiklerinde farkına varıyorlar. Bu değerleri şimdi, burada kutsayıp birer mutluluk kaynağına dönüştürebiliriz. Sadece, burada dikkat edilmesi gereken şey, mutluluğu bu değerlere de bağlamadan, sadece var oldukları için teşekkür etmek. İnanın bu kadar kolay. İlk iş kendinize bir teşekkür listesi hazırlayıp, her gün teşekkür edeceğiniz on madde bularak başlayabilirsiniz. Bu uygulamayı birçok ruhsal öğreti önerir ve yukarıda anlattıklarımla ilgilidir.
Konunun başka bir boyutu ise, bir isteğe mutluğunuzu bağladığınızda aslında gelecekte yaşarsınız. Diğer bir deyişle o mutluluğun gerçekleşmesi gelecekte mümkündür. Bu nedenle anda, şimdide mutsuz olursunuz. Çünkü o istek hala gerçekleşmemiştir. İsteğiniz gerçekleştiğinde ise, sanmayın ki o mutluluk sonsuza kadar sürecek. Eğer böyle davranmaya devam ederseniz, bir başka isteğin mutluluk amacınız olarak belirmesi çok zaman almayacaktır. Sonra yine aynı döngüye mahkum olarak mutluluğu arayıp duracaksınız. Hayatta her istediğinizin olduğu ütopik bir senaryonun gerçekleştiğini varsaysak bile, yaşam ve ölüm arasındaki zamanının büyük çoğunluğunu mutsuz olarak geçirmiş biri olursunuz. Oysa şimdide kaldığınız sürece, şimdide mutlu olmayı, hiçbir şeye bağımlı olmadan mutlu olmayı başardığınız sürece sorunlar ortadan kalkar. Çünkü bağımlılık ortadan kalkmıştır. Siz, özünüzde, var olduğunuz için mutlusunuzdur.
Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için, içindeki bilgilerin bir kısmından bu yazımda faydalandığım Ken Keyes Jr. adlı yazarın “Yüksek Bilinç Kılavuzu” adlı kitabını okuyabilirsiniz. Hepinize mutluluk dolu bir hayat dilerim.
