Profesyonel Koçluk Yolculuğum

İlk olarak koçluğun sihirli bir meslek olduğunu belirterek yazıma başlamak istiyorum. Koçluğun dönüştürücü gücüne tanık olduğunuzda, sihrini o kadar yakından deneyimliyorsunuz ki; sizin için bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Merak etmeyin; bu yazı hem bu sihri, hem de ona ulaşırken neler yaşadığımı anlatacak.

“İnsanlara yardım etmek,” olan hayat amacımı belirlememin sonrasında geçen senelerde kendimi ruhsal alanda oldukça geliştirmiş, iyileşmenin ruhsal dinamiklerini içselleştirmiş ve bütün bunları Thetahealing Basic DNA, Advanced DNA ve Dig Deeper sertifikalarıyla taçlandırmıştım. İnsanların iyileşme yolculuklarında onlara hem bir şifacı, hem de bir rehber olarak yardım ediyor ve bundan da çok büyük memnuniyet duyuyordum.

Aslında kişisel gelişim yolculuğumun başlarında, burada ismini vermek istemediğim bir kurumdan “Koçluk Eğitimi” almıştım. Ancak internetten video izleyerek koç olmanın ne kadar saçma olduğunu süreç içinde fark edip, gerçek bir eğitim alana kadar koçluk yapmamaya karar verdim. Aklımın bir köşesinde hep bu konu olmasına rağmen bir türlü uygun şartlar oluşmuyordu. Koçluk zihnimi her meşgul ettiğinde, spiritüel bilgilerimin ışığında kendi kendime “Demek ki daha zamanı değil,” diyor ve benliğimi akışa bırakıyordum.

Yirmi beş seneye yaklaşan grafik tasarım hayatımı bırakıp “Hayat Amacımı Gerçekleştirme Yolculuğu”na çıkmak zaten ekonomik olarak yeterince riskliyken, bir de hemen ardından annemin kanser hastalığı nedeniyle hayattan ayrılması bütün dengeleri bozmuştu. Annem yeni bir hayata geçiş yapmış, ben ise kendi hayatımda adeta “Duraklat” düğmesine basmıştım. Ancak içtenlikle belirtmek isterim ki; her şeyin üstündeki iradeye öyle güçlü bir inancım vardı ki, onun planını onaylıyor ve sonrasında yaşayacaklarıma o anda teslim oluyordum.

Her gün 11:11 rakamını gördüğüm, olmam gereken yerde, yapmam gereken şeyi yaptığıma emin olduğum bir dönemde hayatımdaki sessizlik bozuldu ve Umut Esen’le tanıştım. Bahsi geçen tanışmaya vesile olan kişi ise Thetahealing öğretmenim ve sevgili arkadaşım Fatma Varnalı’ydı. Saf bilincin adeta bir nakış gibi işlediği planın dönüm noktasında olduğumu tüm varlığımla hissediyordum.

Sonunda kendimi Umut Esen Academy’den Profesyonel Koçluk Eğitimi alırken bulmuştum. Akademinin Uluslararası Koçluk Federasyonu olan ICF akredite bir kurum olması daha ilk modülden kendini belli ediyordu. Her dakikası eğlenceli geçen, ancak bu eğlencenin arkasındaki net prensiplerin ve disiplinin içten içe hissedildiği harika bir deneyimdi. Halihazırda insanlarla şifa seansları yapan, “Danışan” kavramına aşina olan biri olarak koçluğun arkasındaki derinliği öğrendikçe her şey daha da ilginçleşiyordu.

Şimdi gelelim yazının girişinde bahsettiğim koçluğun neden sihirli olduğu konusuna. Bu noktada okuyacaklarınız eminim mesleği tanımayanlarınızı oldukça şaşırtacaktır. Çünkü bir koçluk seansında koç yargılamaz, eleştirmez, akıl okumaz, yönlendirmez, tavsiye vermez. Çok ilginç değil mi? Peki bütün bunları yapmayan koç ne yapıyor diye düşündüğünüzü duyar gibiyim. Koçluk bütün cevapların danışanda olduğunu varsayar ve gündemiyle ilgili cevapları bulabilmesi için danışana sorular sorarak daha önce hiç bakmadığı yerlere bakmasını sağlar.

Zihnimiz devasa bir alan ve her gün bir insanın aklından 60.000-70.000 düşünce geçiyor. Bir sonraki gün aklımızdan geçen düşüncelerin %90’ı ise bir önceki günkülerle aynı. Kısaca, hepimiz dünyayı hep aynı şeyleri düşünerek farklı sonuçlar bekleyen insanlarla paylaşıyoruz.

Peki “Ne olmuş aynı şeyleri düşünüyorsak?” diye soruyorsanız, buyurun size cevap. Aynı düşünceler aynı seçimleri, aynı seçimler aynı eylemleri ve davranışları, aynı davranışlar ise aynı deneyimleri yaratıyor. Böylece, adeta kafesindeki çarkı döndüren deney faresi gibi, ne kadar koştuğumuzu sansak da yerimizde saydığımız bir döngüye sıkışıp kalıyoruz.

İşte koç tam da bu noktada devreye giriyor. Danışanın zihninde farklı devreleri tetikleyerek farklı düğmelere basmasına ve daha önce hiç görmediği, görmezden geldiği ya da unuttuğu ışıkları yakmasına neden oluyor. Potansiyel cevapları içinde barındıran bu noktaların danışanın zihninde aydınlanması ile “Aha anı” dediğimiz farkındalık yaşanıyor. Danışan cevabı kendi bulduğu için hızla sahipleniyor ve koçun yardımıyla kendine konuyla ilgili bir eylem planı hazırlıyor.

Sihirli olan kısım ise, hiçbir yönlendirme yapmadığınız, hiçbir tavsiye vermediğiniz bir seansta danışanın aradığı cevabı bulmuş olması ve onun gözlerindeki parlamadan bunu rahatlıkla görebilmeniz. Siz sadece ona soru sordunuz, seansın çok büyük kısmında sadece o konuştu ve aradığı cevaplarla seanstan ayrıldı. Bunun ne kadar harika hissettirdiğini kelimelerle anlatmak gerçekten mümkün değil. Muhtemelen o kişi görüşmeden ayrılırken ilk geldiği kişi değil ve bir daha da asla olmayacak. Hayatında bir şeyler değişti ve bu değişime aracılık eden sizsiniz. Sadece soru sordunuz o kadar. Ne kadar harika değil mi?

Şimdiye kadar yazılanları okuduğunuzda koçluğun icra edilmesi çok kolay bir meslek olduğu ile ilgili yanlış bir izlenime kapılmış olabilirsiniz. Müsaade ederseniz hemen düzelteyim. Koçluk insanı tanımayı, ne yaptığını bilmeyi, karakter olarak güçlenmeyi ve sürekli kendini geliştirmeyi gerektiren bir meslek. Ancak iyi haber şu ki, eğer anlatılanlar ilginizi çektiyse siz de bunu öğrenebilirsiniz. Koçluk alanında ne kadar çok insan olursa dünyaya o kadar katkı sağlanacağına inanan biri olarak, her birinizin birer profesyonel koç olmasını çok isterim.

Bu yolculuktaki deneyimlerimi kısaca özetlemek gerekirse; şimdiye kadar birçok düzenli koçluk seansı yapmış biri olarak, yaptığımız görüşmelerin yardımıyla hayatlarının kontrolünü eline alan, gerçek potansiyelini açığa çıkaran birçok danışanım oldu. Her seans ayrı bir keşif ve birlikte öğrenme alanı. Adeta bir çocuk merakıyla sorduğum sorulara aldığım cevaplar danışanda çeşitli farkındalıklar yaratırken, benim de yeni sularda yüzmeme, yeni dağlara tırmanmama, yeni yolları görmeme neden oluyor. Bu yüzden her seansı “Yeni bir macera,” olarak adlandırabilirim.

Son olarak “Hangi eğitimi alırsanız alın, mutlaka işinin uzmanlarından alın,” diye özellikle eklemek istiyorum. Hele ki koçluk gibi insana dokunan, fayda sağlamak gibi asil bir amaçla hareket ederken istemeden zarar da verebileceğiniz bir alansa, mutlaka kırk defa araştırıp öyle karar verin. Umarım sizler de benim gibi “İyi ki bu kararı vermişim,” diyebileceğiniz nice güzel deneyimler yaşarsınız.

Yorum bırakın